Allegro (2005)

En derinlere saklanan anılar ve hayal kırıkları, gün gelir öyle dipten vurur ki, artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz.

– Sen olmasaydın seni yaratırdım.

– Neden?

– Daha iyi çalmamı sağlıyorsun.

– Tek neden bu mu?

– Seninleyken hemen hemen insan olduğumu hissediyorum.

– Hemen hemen?

– Evet. Abartmaya gerek yok.

Reconstruction filmiyle aşk kavramını adeta sille tokat dağıtan yönetmen Christoffer Boe, 2005 yapımı Allegro filminde bizlere yine seçimlerimizi sorgulatıyor. Ulrich Thomsen, Helena Christensen, Nicolas Bro ve Henning Moritzen bu yolculuğu bize hakkıyla sunan oyuncu kadrosu.

“Adamımız bu ve kendisi şiirsel söylemle sürüm sürüm sürünmeli ki anlayabilsin bu kadın tarafından sevildiğini. Bu kadar basit. Aslında, neredeyse bu kadar basit.” Anlatıcımız Tom bize olanları böyle anlatmaya başlar ve ta en başa gideriz bize çizdiği çizgi üzerinden…

KONU

Zetterstrøm çocukluğunda tüm çocuklar gibidir, lunaparka gider, bir külah dondurma peşinde koşmak onu mutlu eder. Sıradan çocukluğunun gidişatı bir gün piyanist Micelangeli’nin plağını dinlemesi ile değişir. Müzikte kendini buldukça hayattan soyutlanır ve müzik gün geçtikçe onun tek dostu olur. Sanatında mükemmeliyetçiliğe ulaşmaya çalıştıkça gitgide insanlardan kopmaya başlar. İçinde kendine bile itiraf etmekten çekindiği aşkı yaşama özleminin cevabı onu bir gün tam kapısının önünde bulur. Bu rastlantı onu hayatının aşkıyla karşılaştırmıştır. Zetterstrøm ve Andrea arasındaki aşk devam etse bile ilişkileri çok geçmeden sonra erer.  Ayrılık sonrası aşka olan inancını kaybeden Zetterstrøm her şeyi ama her şeyi unutmaya karar verir, Andrea’yı bile. Bunu yapmanın en iyi yolu işidir, yıllar ismini ünlendirir, başarıları peşi sıra akar. Fakat bir gün geçmişi ülkesinden gelen konser davetiyle deyim yerindeyse bum diye patlar ve hepimiz onun peşinden ”Bölge” ye girip sırlarının peşinden koşmak isteriz.

NEDEN İZLEMELİ

– Metafor kavramını mükemmel bir biçimde izleyene aktarabilmeyi başardığı için.

– Yönetmenin, aşk ve işi arasında seçim yapan adamın geçmişiyle hesaplaşmasını bize kendine has diliyle aktarabildiğine seyirci olabilmek için.

– Kopenhag’ın kayıp sokaklarında ansızın Alex’le karşılaşıp Reconstruction’ı yâd etme zevkinden mahrum kalmamak için.

– Ulrich Thomsen’in sizi içine çeken oyunculuğu ile ”Bölge”nin karanlığında kaybolup, aslında neler olduğunu öğrenme zevkine erişmek için.

– Filmde dönen piyano konçertolarının tınılarına kapılıp gitmek için.

BU FİLMİ SEVEN BUNLARI DA SEVER

– Beast (2011)

– Murk (2005)

– Eternal Sunshine of the Spotless Mind (2004)

– Reconstruction (2003)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir