Walkabout (1971)

Medeniyetlerin mutsuzlaştırdığı bir dünyadan, yabanıl doğaya yolculuk yapan iki çocuğun keşfettiği sırlar…

“Kalbimin içinde, çok uzak bir ülkeden gelen, öldüren bir esinti var. Bu mavi tepeler de nedir? Hangi kuleler, hangi tarlalar bunlar? Burası, kayıp mutluluğun toprakları… Parıldayan ovaları görüyorum burada. Gittiğim ve asla geri dönemeyeceğim mutluluk yollarını…”

James Vance Marshall’ın aynı adlı romanından uyarlanan, Nicolas Roeg’in tek başına yönettiği ilk film olan 1971 mahsulü Walkabout, medeniyet ve yaban hayatın karşılaştırmasını eşsiz bir biçimde izleyiciyle buluşturuyor.

KONU

Avustralya’nın ıssız çöllerinden birinde mahsur kalan genç bir kızla, küçük erkek kardeşi, hayatta kalma mücadelesi verirken, gelenekleri gereği kabilesinden bir süreliğine uzaklaştırılarak, tabiatın bağrına “gezinti”ye gönderilmiş bir Aborjin gençle karşılaşırlar. Bundan sonra yaşayacakları yolculuk, hayatlarını tamamen değiştirecektir.

NEDEN İZLEMELİ

– Rahatsız edici hikâyesinden tuhaf bir biçimde zevk alacağınız için.

– Vermek istediği mesajı dolandırmadan vermeyi başardığı için.

– Yaşamın bir koşuşturmacadan ibaret olmadığını, yolculukların illa da bir yere varmak olmadığını savunduğu için.

– Görselliğiyle, müzikleriyle her bir sahnesini daha da etkileyici kılmayı başardığı için.

– Modern insanın ilkel benliğinden uzaklaştıkça nasıl da mutsuzluğa adım adım yaklaştığını çarpıcı bir biçimde gösterdiği için.

FİLM HAKKINDA AZ BİLİNEN GERÇEKLER

– David Gulpilil, filmin çekimleri sırasında İngilizce bilmiyordu.

– Filmin büyük bir bölümü doğaçlamaydı. Edward Bond’un senaryosu toplam 14 sayfadan oluşuyordu.

– David Gulpilil’in ilk filmidir.

– Filmdeki kız 14 yaşında olarak ifade edilmesine rağmen, onu canlandıran Jenny Agutter, film çekimleri sırasında 16 yaşındaydı.

BU FİLMİ SEVEN BUNLARI DA SEVER

– The Tracker

– Wake in Fright

– Tracks

– Lord of the Flies

– Into the Wild

– Dersu Uzala

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir