Ex Machina (2014)

Yapay zekânın insanlığın elinden kurtulma mücadelesini anlatan, makineden tanrıların ayak seslerini duyuran etkileyici bir psikolojik gerilim ve bilim kurgu hikâyesi.

The Beach, 28 Days Later ve Never Let Me Go gibi filmlere imza atan Alex Garland’ın senaryosuna ve yönetmenliğine imza attığı Ex Machina, yakın dönemin en göze çarpan bilim kurgu ve psikolojik gerilim filmlerinden birisi.

2015’te vizyona gelen film başrollerinde Domhnall Gleeson, Alicia Vikander, Oscar Isaac ve Sonoya Mizuno’yu bulunduruyor. Hatta Alicia Vikander’i ‘fark etmemi’ sağlayan film bu oldu desem olur. Sonraki yıl vizyona giren The Danish Girl ve kazandığı Oscar ödülü de cabası olmuştu. Ama bu film de ona henüz kazanamadığı Altın Küre adaylıklarından birisini getirdi. Alex Garland da senaryoyla Oscar adaylığı kazanmış durumda.

Ex Machina, beklendiği üzere senaryosuyla öne çıkan ve yaklaşık 110 dakikalık süresi boyunca ilgiyi üstünde tutan bir film. İnsansı yapay zekâyı başarılı bir şekilde öne çıkarıyor ve bunu yaparken bilim kurguyu o kadar da arşa çıkarmıyor. Nihayetinde insanlar ile robotların arasındaki ilişki bilim kurgunun üstünde en çok durulan taraflarından birisi olmaya devam ediyor. Belli bir mekân ve belli karakterler üzerinden sakin ve amacına uygun ilerliyor. Bu nedenle psikolojik tarafının başarılı olduğunu düşünüyorum.

Görsel efektler konusunda da başarılı bir iş çıkarmışlar. Rakipleri arasında en öne çıkan mıydı tartışılır ama bu alanda kazandığı Oscar ödülü (ya da adaylığı diyelim) en azından boş yere gelmiş değil. Vikander’in ve Isaac’in göreceli öne çıkan performanslarını Gleeson da desteklemiş.

Ex Machina, başarılı bulduğum sonuyla hatırladığım bir film olmaya devam ediyor. Hatta ‘başka’ bir şekilde bitseydi bozulabilirdim bile. Yapay zekâyı odak noktası haline getiren filmlerin böyle şeyler yapması, bunu yaparken de göze batmaması ve belli klişeleri takip etmemesi hoşuma gidiyor. Burada da elbette asıl iş Garland’ın kalemine ve kamerasına düşmüş; başarılı bir şekilde devreye girerek hikâyeyi uygun ve malum sonuna ulaştırmış.

KONU

Dünyanın en önemli teknoloji şirketin yazılım uzmanı olarak çalışan Caleb (Gleeson), katıldığı yarışma sonucunda 1 haftalık tatil ödülü kazanır. Şirketin CEO’su Nathan Bateman’a (Isaac) dağ evinde eşlik edecektir. Nathan medeniyetten uzaktaki bir noktada yaptırdığı akıllı evinde tek başına yaşamaktadır. Oraya vardığında Caleb’i bir deneye dahil eder. Yarattığı Ava (Vikander) isminde insansı bir robot üzerinde Turing testini uygulanacaktır. Ancak Caleb nasıl bir işe dahil olduğundan habersizdir.

NEDEN İZLEMELİ

– Belli bir mekân ve karakterler üzerinden ilerlese de ilgiyi kaybettirmeyen, türü baştan yaratmasa da klişelere pek bulaşmayan bir film olduğu için.

– Gerilimi sakin ama derin bir şekilde veren, psikolojik tarafıyla öne çıkan bir drama filmi olduğu için.

– Alex Garland, Alicia Vikander ve Oscar Isaac iş birliğiyle kendisini gösterip sevdiren bir film olduğu için.

– Başarılı finaliyle tatmin edici bir sona ulaşmayı başaran son dönemin gözde bilim kurgu filmlerinden birisi olduğu için.

FİLM HAKKINDA AZ BİLİNEN GERÇEKLER

– Kariyerini senaryo ağırlıklı devam ettiren Alex Garland’ın ilk yönetmenlik deneyimi. Sonrasında Netflix’te yayınlanan Annihilation filmi geldi.

– Oscar ödüllerinde “En İyi Görsel Efekt Ödülü”nü kazandı. 15 milyon dolarlık bütçesi olan filmin rakipleri arasında The Revenant (135 milyon $), Mad Max: Fury Road (150 milyon $) ve Star Wars: Episode VII – The Force Awakens (200 milyon $) vardı.

– Filmin ismi makineden Tanrı anlamına gelen Latince sözcük öbeği “Deus Ex-Machina”dan alındı.

– Alex Garland filmdeki geleceği “şimdiden on dakika sonra” şeklinde tanımlamaktadır: “Eğer Google ya da Apple Ava’yı yaptıklarını duyururlarsa hepimiz şaşırırız. Ama o kadar da şaşırmayız.”

BU FİLMİ SEVEN BUNLARI DA SEVER

–  Annihilation (2018)

–  The Danish Girl (2015)

–  28 Days Later (2002)

–  The Beach (2000)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir